40. Genç Günler Söyleşilerine Şahika Tekand ve Verda Habif Konuk Oldular

tarafından
0
40. Genç Günler Söyleşilerine Şahika Tekand ve Verda Habif Konuk Oldular

Türkiye’nin en uzun soluklu gençlik festivali “Hazır mıyız?” mottosuyla düzenlenen 40. Genç Günler’de, Müze Gazhane Meydan Sahnesi’nde moderatörlüğünü Aslı Aybars’ın yaptığı söyleşinin konuğu Şahika Tekand ve Verda Habif’ti. Müze Gazhane Meydan Sahnesi, tiyatro dünyasının usta isimlerinin ağırlandığı ilham verici bir söyleşiye ev sahipliği yaptı.

40. Genç Günler kapsamında Şehir Tiyatroları’nda konuk ettiğimiz oyuncu, yönetmen ve yazar Şahika Tekand ile oyuncu, dramaturg ve akademisyen Verda Habif gençlerle oyunculuk üzerine keyifli bir söyleşide buluştu. Sahne, oyunculuk ve performans kavramları üzerine gerçekleşen sohbet, katılımcıların yoğun ilgisiyle gerçekleşti.

Moderatörün “Stüdyo Oyuncuları’nı kurmaktaki amacın ve motivasyonun neydi?” sorusu üzerine:

Şahika Tekand cevaben “Biz Stüdyo Oyuncuları’nı kurduğumuzda henüz Berlin Duvarı yıkılmamıştı ama işler değişmeye başlamıştı. 80-85 arası bu değişikliklerin ilk nüvelerini yaşadık.

Mezun olup hayata atıldığımda para kazanmak için sinema, televizyon ve dizi yaptım. Meslekte ilerledikçe tiyatroya olan merakım arttı. Araştırmaya devam ederken performans art’a merak sardım. Burayı ilk kurduğumda anladım ki muhalefet yapmıyoruz, muhalifçilik oynuyoruz. 1988’de Stüdyo’yu kurdum ve küçük bir topluluk yetişti. 1990’da bugünün dünyasına müdahale edecek, dürüstçe muhalefet edecek artistik bir dil bulmamız lazım diye düşündük. Nesnel koşullar nedir ve sanatçılar olarak bu hayata neyle karşılık veriyoruz?

İyi oyuncu olmak bu mesleğin olmazsa olmazı. Seyirciyle hayatı değiştirme önerisini paylaştık. Artistik bir dille, ne söylediğiniz değil de nasıl söylediğinizle ilgilendik hep.

Tiyatro, ürününü alıcısıyla anında paylaştıran tek sanat dalı. Diğer sanat dalları ürünü geçmişte oluşturuyor ve sonra sunuyor. 

90’larda insanlar madem hayatı değiştiremiyoruz, öyleyse oyun oynayalım dediler. Her şey bir oyuna dönüştü. Yaptığımız her şey bir oyun masasındaki oyunun piyonları gibi. Sanatın işi buna uyanık olmaktır. Oyun yaratmak evet eğlenceli ama sorumluluk ister.” dedi.

Moderatörün “senin oyunların klasik sahnelenme biçiminden farklı, sen tiyatroda bu sahneleme biçimini neden seçtin?” sorusuna:

“Performatif dediğimiz şey, konuşulabilir olanı bulmaya çalışmak. Yapılabilir olanı bulmaya çalışıyoruz. Performans bugün içi boşaltılmış bir kelime. Performatif olması için nesnellikten öyküye gitmesi lazım. Oyuncu bu yöntemde yaptığını hissediyor. Hissettiğini yapmıyor. Oyunculuk dünya ile nasıl baş edilebileceğini gösteren olağanüstü bir meslek.” Dedi.

Sonrasında söz alan Verda Habif:

“Şahika’nın ilk oyununu gördüğümde İstanbul Üniversitesi’nde yüksek lisans yapıyordum. Tiyatroya dair sorgulamalar içerisindeydim. Oyunu gördüğümde tiyatronun böyle bir şey olduğunu bilmiyordum, dediğimi hatırlıyorum. Şahika’nın oyununda biçimin anlamı üreten şey olduğunu gördüm. Oyun, söylediği şeyi yapıyor, yaptığı şeyi söylüyor dedim. Duyumsadığım şeyden çok heyecanlandığımı, kendimi bir konserde gibi hissettiğimi hatırlıyorum. Tam sorularıma cevap veren şey bu demiştim” dedi.

Söyleşinin en dikkat çekici bölümlerinden biri ise tiyatronun geleceği ve günümüz dünyasındaki dijitalleşme üzerine oldu. Moderatör Aslı Aybars’ın tiyatrodaki “insansızlaşma çabası” üzerine yönelttiği “Günümüzde her alanda olduğu gibi tiyatroda da insansızlaşma çabası var. Sen tiyatronun geleceğini nasıl görüyorsun?” sorusuna her iki sanatçı da çarpıcı tespitlerle yanıt verdi.

Şahika Tekand: “Tiyatro büyük kalabalıkların alıcısı olduğu bir sanat dalı olmaktan çıkacak. Örneğin Roma’da sahnede gerçekler vardı. Sadece tüketici ve kullanıcı olduğumuz bir dünyanın içinde yaşıyoruz. İnsansızlaşma bir kavram olmaktan çıktı, hayat pratiğimiz haline geldi. Sanatta tanrısal olanla, sistemsel olanla, doğal olanla çeliştiğiniz yer değerlidir. Ben sadece kullanıcı değilim, insanoğlu diye bir şey var. Ben her şeyden önce insanım ve ben bunu kimsenin yok farz etmesine izin vermeyeceğim.” Dedi.

Aynı soruya cevaben Verda Habif:

“Yapay zeka ötekiyle ilişkiyi ortadan kaldırıyor. Kendini kendine geri veriyor. Öteki yoksa, çelişki yoksa, insanın üretim kapasitesi diye bir şey kalmıyor.” Dedi.

Söyleşi seyirci sorularıyla devam etti. Seyircinin “sizce, bir yönetmen olarak iyi oyuncu kimdir? sorusu üzerine Şahika Tekand:

“Yapmayı küçümsemeyen, kendisinin yaratıcılığının kaynağının yapma bilgisi olduğunu aklından çıkarmayan, yapamazlıklarıyla baş etme noktasındaysa, o yapamazlıklarını yaratıcılık kaynağı haline getiren aktör iyi aktördür.

Sahnede dürüst olmamız gerekiyor. Hislerinizden yola çıkılmaz. Travmalardan yola çıkılarak oyunculuk yapılmaz.” Dedi.

Gençlerin tiyatroya ve oyunculuk kuramlarına dair merak ettikleri pek çok soruya yanıt bulduğu bu öğretici söyleşi, Şehir Tiyatroları adına konuklara takdim edilen teşekkür plaketleri ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı